flashlight, predator, bandit theft-3838618.jpg

ELEKTRİK KAYIP KAÇAK BEDELLERİ HAKKINDA GÜNCEL YARGI KARARLARI

Elektrik perakende satış sözleşmesinin 9. Maddesinin 10.fıkrasında “Aktif enerji, reaktif enerji, güç, güç aşımı, iletim ve dağıtım sistem kullanımı ile yasal olarak alınması gereken bedeller, ilgili mevzuat ve yürürlükteki ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre tahakkuk ettirilerek tüketiciden fatura dönemi bazında tahsil edilir.” Hükmü ile faturada nelerin yer alacağı belirtilmektedir. Ancak “yasal olarak alınması gereken bedeller” ifadesi şeffaflık ilkesine aykırıdır.

Burada ülkemizde büyük bir sorun olan kaçak elektrik kullanımı ve faturalara yansıyan kayıp kaçak bedeline değinmek gereklidir. Ülkemizde 01.01.2011’den önce bu bedel perakende satış tarifesinin içerisinde bir maliyet kalemi olarak düzenlenmekte idi. Ancak bu tarihten sonra yapılan değişiklikle perakende satış tarifesi içerisinden çıkarılmış ve dağıtım sistem maliyeti olarak bir “bedel” şeklinde belirlenmiştir.  Bu tarihten itibaren bir süre faturalarda kayıp kaçak bedeli adında bir bedel de yer almıştır. 

Kayıp kaçak bedeli esasında iki unsurdan oluşmaktadır. Bunlardan ilki kayıp olarak nitelendirilen elektriğin dağıtılması ve iletilmesi sırasında teknik olarak tellerin direnci ve elektriğin akım voltaj ayarlamaları sebebi ile yaşanan fiziki kayıptır. Bu husus fizik kanunlarından kaynaklanmakta olup azaltılabilir ancak önlemez bir kayıptır. Kaçak elektrik ise Yönetmeliği ‘nin 42. Maddesinde şu durumlar olarak belirtilmiştir:

  • Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi,
  • Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi,
  • Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi,
  • Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, 

Kayıp-kaçak bedeli toplum vicdanını zedeleyen bir kurum olup, bir başka tüketicinin kaçak elektrik kullanmasının maliyetinin diğer tüketicilerden alınması ile karşılanması sonucunu doğurmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/05/2014 gün ve 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararında şu haklı gerekçe ile kayıp kaçak bedelinin iadesine dair hakem heyeti kararına itirazın reddi kararını onamıştır. 

“Ancak yukarıda açıklandığı üzere tebliğin dayanağı olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4.maddesinde, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyat belirleme hak ve yetkisi verilmemiştir.

Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır.

Hem bu hal, parasını her halükarda tahsil eden davacı Kurum’un çağın teknik gelişmelerine ayak uydurmasına engel olur, yani davacı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacı duymayacağı gibi; elektriği hırsızlamak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki, elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davacıya aittir.

Bununla birlikte, tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır.”

Kararda özellikle vurgulanan dağıtım şirketinin her durumda kayıp bedelini tahsil etmesine imkan tanınmasının şirketin hem kaybı önlemek için göstereceği çabayı hem de altyapısını geliştirmek için göstereceği çabayı engelleyeceği tespiti gayet yerindedir. Bununla birlikte karşı oyda da belirtildiği üzere kaçak ile kayıp bedelinin birbirinden ayrılmaması değerlendirmeye muhtaçtır. Nitekim kayıp önlenemeyen fiziki bir durumdur. Bununla birlikte bu bedelin de dağıtım şirketleri tarafından tahsili dağıtım şirketlerinin kayıp bedelini düşürmek için teknolojik altyapısını güçlendirmelerinin de önüne geçecektir.

Bakanlık tarafından dağıtım şirketlerinin bu kararla zor duruma düşeceği düşüncesi ile Elektrik Piyasası Kanunu’nda değişiklik yapılması teklif edilmiş ve kanuna geçici 20.madde eklenmiştir. Bu maddeye göre; “Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.” Kanun’un 17. Maddesinin 10. Fıkrasına da “Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.”Hükmü eklenerek kurum kararları yargı denetimi dışına çıkarılmıştır. Bu fıkra haklı olarak Anayasa Mahkemesinin 28/12/2017 tarihli ve E.: 2016/150, K.: 2017/179 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Aynı düzenleme ile 17. Maddenin diğer fıkralarında teknik ve teknik olmayan kayıplar adında kayıp kaçak bedelinin tüketiciden tahsil edileceğine dair değişiklikler yapılmıştır. 

Yargıtay 3.HD 4 Mart 2020 gün ve 31058 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2019/4438E, 2019/10410K sayılı kararında Geçici 20. Maddedeki “iletim, kayıp-kaçak bedellerine ilişkin olarak 17. Madde hükmü uygulanır” hükmü ve 17. Maddedeki kayıp kaçağın tüketicen tahsil edileceğine yönelik düzenlemeler gereği kayıp kaçak bedeli talebinin mümkün olmadığına hükmetmiştir. 

Tarafımızca kaçak kullanım yapan kişilerin bu kullanımına izin verilmemesi gerektiği, hiçbir kimsenin bir başkasının hukuka aykırı edimini sübvanse etmemesi gerektiği ilke olarak kabul edilmektedir. Ancak kayıp kaçak bedelinin hukuki sorundan ziyade sosyolojik bir sorun olduğu knaatindeyiz. Unutulmamalıdır ki dağıtım şirketlerine maliyet olarak yansıyan her kalem elbet tüketiciye bir şekilde yansıyacaktır. Bu kayıp kaçak bedeli adında olmazsa enerji birim fiyatlarına ekleme yapılarak yansıtılması da mümkündür. Aksi durumda karsız olan hiçbir piyasada dağıtıcı özel şirketlerin yer alması mümkün değildir. Bu hizmetin devlet eli ile sağlanması ve zarar edilmesi halinde de bu zarar yine vatandaşlardan tahsil edilmiş olmaktadır. 

Av. OĞUZHAN BİLGAY

KAYNAKÇA

– Boyraz, Erol, Genel İşlem Şartlarının Hakim Tarafından Denetimi Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Aralık 2019

– Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, Ankara, 2015.

– Kaplan, İbrahim, Banka Sözleşmeleri Hukuku, 2. Baskı, Ankara, 2020.

– Havutçu, Ayşe; Açık İçerik Denetimi Yoluyla Tüketicinin Genel İşlem Şartlarına Karşı Korunması, Doçentlik Tezi, İzmir, 2003

– Tığ, Şerife Göksun, Genel İşlem Şartları Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2019.

– Tunçsiper, Yiğit, Genel İşlem Koşullarının Denetimi Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2018.

– Yalın, Semra Sevim, Banka Genel Kredi Sözleşmelerinde Genel İşlem Koşullarının İçerik Denetimi Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2018

– Doğan, Beşir Fatih, “Elektrik Piyasasında TRT Payı Ödenmesi Konusundaki Hukuki Gelişmeler”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.4, S.1, Y.2013

– Dalka, Şüheda, Elektrik ve Doğalgaz Piyasaları Abonelik Sözleşmeleri ve Bu Sözleşmelerde Yer Alan Genel İşlem Koşullarının Denetimi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2016, s. 192

-Yavuz, Mustafa, “Kayıp-Kaçak Bedelinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi”, TAAD, Yıl. 6, S.21(Nisan 2015)

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Scroll to Top